Günaydın Efendim!

Dün sabah arabama doğru giderken, benim bloğumda temizlikçi olan bir abla gülümseyerek “Günaydın efendim.” dedi. Ben de gülümsedim ama içimden bir şey geçti. “Neden efendim?” Belki çok küçük, hatta çoğu insan için üzerinde durulmayacak bir detaydı. Belki o, tamamen nezaket göstermek için söylemişti. Belki yıllardır alışkanlığı buydu. Belki karşısındaki kişiye saygı göstermenin en doğal yolu olarak bunu öğrenmişti. Ama ben o an biraz üzüldüm. Çünkü bana göre kimse kimsenin “efendisi” değil. “Efendim” kelimesinin sözlük anlamını tartışmıyorum. Nezaketle ...

Devamını Oku

Bir Etkinliği Müzik ve Sunucu Nasıl Dönüştürür?

Bir Etkinliği Müzik ve Sunucu Nasıl Dönüştürür? Bir etkinlik planlanırken çoğu zaman mekân, ikramlar ve dekorasyon ön planda tutulur. Oysa katılımcıların ışıklar söndüğünde karşılarında ilk gördüğü Sunucudur. Sonrasında doğru seçilmiş bir sanatçı ve müzik türü geceyi unutulmaz kılar. Müzik Bir Etkinliğin Ruhunu Nasıl Değiştirir? Müzik yalnızca arka planda çalan birkaç şarkı değildir. Katılımcıların duygu durumunu, enerjisini ve etkinliğe olan bağlılığını doğrudan etkileyen güçlü bir iletişim aracıdır. Doğru müzik seçimi sayesinde etkinlik daha profesyonel ve ...

Devamını Oku

Hep başkalarının başarıları için yaşadım!

Yaptığım iş gereği yıllardır hep başkalarının hayatlarına odaklandım; kendi isteklerimi ise çoğu zaman geri planda bıraktım. Bir menajer olarak insanların hayallerini gerçeğe dönüştürmelerine katkı sağlamak benim için her zaman çok değerli oldu. Hatta çoğu zaman kendi kazancımdan çok, onların başarılarını görmek beni mutlu etti. Bir insanın hedeflerine ulaşmasında küçük de olsa bir pay sahibi olmak, bu mesleğin bana verdiği en büyük tatmin. Ama işin bir de diğer tarafı var… Benim de içimde ...

Devamını Oku

AİDİYET!

Bence şimdiki nesilde pek bulunmayan bir özellik: Aidiyet. Bizim zamanımızda (bu tabiri pek sevmem ama burada yerini buluyor) üniversiteyi bitirdikten sonra ya bir işe girer ya da “devlet kapısına” adım atar, oradan da emekli olmayı hedeflerdik. Yani bir kurumda uzun yıllar çalışmak, kök salmak isterdik. Bugünün gençlerine baktığımda ise aynı bağlılığı göremiyorum. Çalışmayı sevmiyorlar gibi geliyor bana. Kim daha az çalıştırır, kim daha çok maaş verirse oraya yöneliyorlar. Dolayısıyla “bir yere bağlılık” fikri ...

Devamını Oku

Bizim Sektör: Dostluk Yok, Menfaat Çok!

Bizim iş dünyası var ya… Tamamen menfaat üzerine kurulu.Kimsenin kimseyi gerçekten sevmediği, sahte sarılmaların, yapmacık gülüşlerin havada uçuştuğu bir yer burası. “Bir ara görüşelim mutlaka” cümleleri, Instagram’dan atılan kalpler, doğum günü paylaşımları… Hepsi kocaman bir maske aslında. Çünkü bu sektörün tek bir kuralı var: Menfaat. Menajerler sanatçılarını birbirine paslar, organizatörler menajerlere yanaşır, herkes herkesin arkasından konuşur ama yan yana gelince de “Canımmm, dostummm, kardeşimmm” nidaları yükselir. Bizim sektörde kimse kimseye “Bey” ya da “Hanım” demez. ...

Devamını Oku

Erkek olmak…

Üzerine çok şey söylenmiş ama çoğu zaman çok azı gerçekten anlaşılmış bir hâl. Çocukken bize erkek olmanın ne demek olduğu, çoğu zaman doğrudan anlatılmaz ama hissettirilir. Düşmemeli, ağlamamalı, korkmamalı, yumuşak olmamalıyızdır. Çünkü “erkek adam” böyle yapmaz. Oysa biz de düşeriz. Ağlarız. Korkarız. Sevilmek isteriz. Anlaşılmak… hatta bazen sadece sarılmak. Ama ne zaman ki böyle hissetsek, içimizden bir ses belki babamızın, belki öğretmenimizin, belki sokaktaki başka bir erkeğin sesi hemen fısıldar: ...

Devamını Oku

Üstünbaş’ların evi…

Biri size “Falancaların evi nerede?” diye sorduğunda, yolu tarif edersiniz ya; “Filanca sokaktan gir, bilmem ne marketin yanı…” diye. Yolunuz bizim oralardan geçerse de biri mutlaka gösterirdi: “Şurası Üstünbaş’ların evi” diye. Eskiden çevresi de kendisi gibi tek ya da en fazla iki katlı evlerle doluydu. Ama zamanla, upuzun binaların arasında bir gecekonduyu andırır hale geldi. Oysa bilseniz, bizim için ne kadar kıymetliydi o evin tuğlası, betonu, tahtası, bahçesi, toprağı, komşusu… Üst bahçesinde ...

Devamını Oku

Tesadüfen Lyon!

Lyon, daha önce gitmeyi hiç düşünmediğim bir destinasyondu. Bir arkadaşım Fransa’dan vize almış ve Paris’e defalarca gittiği için bu kez Lyon’u tercih etmek istemiş. Ben de onunla gitmeye karar verdim. İki arkadaş, Mayıs ayında bir hafta sonu Lyon’a doğru yola çıktık.  Otelimizi booking.com üzerinden ayarlamıştık. Çok güzel, genç tarzda döşenmiş bir oteldi. Lyon, eski ve yeni olmak üzere iki ana bölgeye ayrılıyor. Bizim otelimiz tam eski bölgenin ortasındaydı ve bu konum ...

Devamını Oku

En iyi dostun ile evlen!

Haklı değil miyim sizce? Biriyle tanışacaksın, onu tanıyacaksın, gezeceksiniz, dışarı çıkacaksınız, tatile gideceksiniz ve sonra ayrılacak ya da evleneceksiniz. Oysa her gün konuştuğunuz, her şeyi birlikte yaptığınız, en boktan anlarınızı ve en güzel yanlarınızı bildiğiniz biriyle evlenmek bence en doğrusu. Zaten hem o hem de siz birbirinizin o güne kadar kimlerle birlikte olduğunuzu, nasıl kişilerden hoşlandığınızı, karşınızdaki kişide neler aradığınızı hepsini biliyorsunuz. En iyi arkadaşınız neyi sever, nereye tatile gitmeyi sever, nerede ne ...

Devamını Oku

Ölmeyi beklemeli mi İnsan!

Bazen düşünüyorum, 45 yaşındayım, çok güzel bir çocukluğum oldu, beni seven, birbirine çok bağlı muhteşem bir sülalem, canım annem, canım babam, sonrasında genç yaşta baba olmak ve bana göre dünyanın en güzel iki kız çocuğuna sahip olmak, hayatım boyunca unutamayacağım bir aşk, muhteşem bir kariyer, kendi sektöründe ünlü olmak, saygı görmek, özenilmek, kıskanılmak, hayatım boyunca hayal ettiğim şarkı söyleme isteğini yaptığım iki single ile insanlara ulaştırırken en heyecanlısı seyircinin gözünün ...

Devamını Oku